Zeynep Çilek'ten dantelli nevresimli çeyiz sergisi: Saklı Çeyiz

Son dönemin kalburüstü ressamlarından Zeynep Çilek 'Saklı Çeyiz' isimli yeni sergisiyle galerilerde arzı endam ediyor. Karar gazetesinden Erkut Tezerdi'ye yeni sergisi Saklı Çeyiz ile ilgili röportaj veren Zeynep Çilek dantelli nevresimli çeyiz olgusunu ve doğu-batı algısını irdeliyor.

Zeynep Çilek'ten dantelli nevresimli çeyiz sergisi: Saklı Çeyiz

Son dönemin kalburüstü ressamlarından Zeynep Çilek 'Saklı Çeyiz' isimli yeni sergisiyle galerilerde arzı endam ediyor. Karar gazetesinden Erkut Tezerdi'ye yeni sergisi Saklı Çeyiz ile ilgili röportaj veren Zeynep Çilek dantelli nevresimli çeyiz olgusunu ve doğu-batı algısını irdeliyor.

Serhat Ramay
Serhat Ramay
12 Aralık 2016 Pazartesi 12:52
Zeynep Çilek'ten dantelli nevresimli çeyiz sergisi: Saklı Çeyiz

Fatma Zeynep Çilek, ‘Saklı Çeyiz’ adlı yeni sergisinde Anadolu tarihinin en eski kültürlerinden ‘çeyiz’i ele aldı. Modernizm sürecinden etkilenen bu kültürün değişimini ve estetik kırılma noktalarını değerlendirdi. Bunu yaparken de sanat vizyonu doğrultusunda herhangi bir akıma bağlı kalmadı, metot konusunda ise ‘yenilikçi’ bir karışım uyguladı. Anadolu mitolojisinden beslendi, yeni formlar oluşturdu. Sergisinde öznel Doğu ve Batı sentezi çalışmalara da yer veren Çilek, kültürel saflığın artık kaybolmaya yüz tuttuğunu belirtiyor. Fatma Zeynep Çilek’le ‘Saklı Çeyiz’i konuştuk.

Psikoloji eğitimi aldınız. Peki bu çalışmalarınızda psikolojik bir derinlik veya bilinçdışını çağrıştıran anlatım, imgeler var mı?

Çeyizlerdeki motifler adeta birer arketip, yani ilkörnek gibidir. Hatta bunu resim diliyle kavramlaştıracak olursak bunlara ‘ilkmotif’ de diyebiliriz. Çünkü kim tarafından ilk kez çizildiği, formlaştırıldığı ya da icad edildiği belli değildir. Bir kişi tarafından yapılmış gibi görünse de diğer kişilerin yaptıklarıyla benzeşir. Çünkü kolektif bilincin ya da bilinçdışının verimlerini yansıtır. Birkaç yüzyıldır devam eden modernleşme ve Batılılaşma serüvenimizde muhayyilemizde, algılarımızda ve imgelemimizde çok ciddi kırılmalar ve sapmalar ortaya çıktı. Bu da bütün sanatlara ve çeyize de yansıdı. Ben de bu sapma ve kırılmalarla, arka fondaki geleneksel yapı arasındaki ilişkiyi irdelemeye çalıştım eserlerimde.

Bazı sergilerinizde pop-art çalışmalar, bazılarında yaşadıklarınız, gördükleriniz bir başkasında da Doğu esintileri ve hat sanatı var... Saklı Çeyiz’de ne öne çıkıyor?

Bu sergim için belirttiğiniz öğelerin bir bileşimidir diyebiliriz. Fakat çeyiz temasını özellikle ön plana çıkardım. Peyami Safa’nın eski ve yeni hakkında söylediklerini bilirsiniz. Eski ile eskimiş aynı şey değildir. Bazı şeyler eskimez. Çeyiz bunlardan biridir. Doğası itibariyle saklıdır. Hayallerle, beklentilerle, umutlarla hazırlanır. Sandıklarda, kutularda, denklerde özenle saklanır. Sadece bir insanın, yani o çeyizi hazırlayan kişinin ve ailesinin değil, bir muhitin ve devrin estetik anlayışını, zevkini, hatta hayata bakışını yansıtır. Bu yüzden hiç kullanılmasa, açıp bakılmasa dahi kalıcıdır. Çünkü onda hazırlanış amacını aşan bir anlam ve güzellik vardır. Bu yüzden kendime çalışma alanı olarak çeyizi seçtim.

Öte yandan biliyorsunuz ki yaşam tıpkı Baudelaire’in dediği gibi kalıcı olan şeylerle geçici olan şeylerin bir dengesidir. Ve özellikle modern zamanlarda kültürel saflıktan söz etmek mümkün değildir. Ayrıca geleneklerin yaşayabilmesi için bir toplumda yaşayan bazı bireylerin onları sürdürmeye gönüllü olması gerekir. Sürekli bir değişimin ortasında çeyiz de değişir. ‘Saklı Çeyiz’de ben de bu dengeyi sağlamaya, çeyiz kavramını yeniden yorumlamaya çalıştım.

Belirli bir sanat akımını savunuyor musunuz?

Sanat akımlarının sanatçılardan çok eleştirmenlerin ilgi alanına girdiğini düşünüyorum. Resim yaparken herhangi bir akıma dahil ya da karşı olma kaygısı gütmüyorum. Elbette böyle bir adlandırma yapılması da beni rahatsız etmez.

Bir sanatçının çağı yakalaması için neye dikkat etmesi gerekiyor? Veya bir sanatçı için böyle bir kural var mı?

Sanatçının çağla ilişkisi yakalamak ve kovalamak üzerine mi kurulmalıdır emin değilim. Elbette zamandan ve mekandan bağımsız düşünüp hissetmek mümkün değil. Ama bu söylediğimiz kavramlar da parçalı bir görünüm arz ediyorlar. Burada sanatçının hissedişi ön plana çıkıyor. Nasıl gördüğü ve nasıl yansıttığı… Eski olarak etiketlenen eserlere ve birikime sırt dönmemek, yeni olan her şeyi de peşinen reddetmemek önemli bence. Özellikle araçlar ve metot konusunda keşifçiliğe ve yeniliklere açık olmak gerekir. Siz gözlerinizi kapattığınızda dünya yok olmuyor.

Bu serginizde yeni keşfedilmiş bir bakış açısı bulunuyor mu? Sanatseverler serginizde geldiğinde neler görecek?

Çeyiz işlerken kullanılan her bir malzeme, her bir motif, her bir çizgi, her bir desen, her bir arketip bir duygunun, bir düşüncenin, bir duyarlılığın aynasıdır. O hissedişler zamanla bir hatırlayışa dönüşür ve sanatta sırlanır. Açıklamaya çalıştığım gibi çeyiz bizi kimliğimize iliştiren bir bağdır. Kolektif bilinçaltını yansıtan bir ortak mirastır. Kim olduğumuz sorusuna verilmiş naif bir yanıttır. Ben de çeyizler biriktirdim. Coğrafyayla mekan, tarihle zaman, akılla kalp, karışıklıkla saflık, uyanıklıkla rüya arasındaki sözde uçuruma inat... Umarım sanatseverlerimiz beğenirler.

SANATA GENİŞ BİR ÇERÇEVEDEN BAKMAK GEREK

Eserlerinizde Doğu’ya mı daha çok yakınsız yoksa Batı’ya mı? Hangisi sizin sanatınızı daha çok besliyor?

Doğu ve Batının büyük ölçüde kurgusal kavramlar olduğunu düşünüyorum. Dünyanın hiçbir ülkesinin göklerinde Doğu ya da Batı yazmıyor. Fakat söylediğinizi de anlıyorum. O çerçevede bir cevap vermem gerekirse Hayyam’ın meşhur pergel metaforuna başvurabiliriz. Bu topraklarda doğdum. Bu kültürle dokundum. Dolayısıyla sabit ayağım burada. Fakat sanatsal arayışlarımı sürdürüyorum ve pergelimi olabildiğince geniş bir çerçevede açmaya çalışıyorum. Eserlerimde kullandığım imgeleri kendimce başkalaştırdığım için bu ayrımlar da silikleşiyor.

Son Güncelleme: 12.12.2016 12:52
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.